Amerika nedir? – Bilecik Haber | Haber228 | Bilecik Haber | Haber228

Nöbetçi Eczane

Bilecik'in merkez ve ilçelerinin güncel nöbetçi eczanelerine aşağıdan ulaşabilirsiniz.
Haber Tarihi: 23 Aralık 2017, Saat 16:20 0 Yorum

» Amerika nedir?

Amerika nedir?

Bu haberi sosyal medyada paylaş



1945 senesinde minicik bir Liberty Ship adlı gemiyle uzun günler süren bir seyahatten sonra New York’a varmak yerine Amerika’nın cenubunda büyük bir bahriye üssü olan Norfolk şehrine vardık. Yolda saç sakal uzamış, bir berbere gideyim dedim. Berber dükkânının kapısında “köpekler ve zenciler giremez” yazılıydı. Şaştım kaldım Amerika’nın kendi halkına bu düşmanlığına. Hâlbuki o zamanlar biz ve hatta bütün dünya Amerika’nın kılığından kıyafetinden tut da filmlerine, musikisine, hatta o tatsız tuzsuz hamburgerine bayılırdık. Amerikalıyı severdik.

 

 

Taptaze 10 yaşında leyli talebe olarak girdiğim Robert Kolej’de geçen tatlı 8 senem Amerika’nın ilk tadı olarak hala dilimdedir. Buna ilaveten 1945-1947 arasında Berkeley’deki California Üniversitesinde geçen 2 sene tahsil, ondan sonra 1961’de Amerika’ya göç edişimizle geçen 56 seneyle birlikte, okulları ve koleji de sayarsak 64 sene Amerikalılarla haşır neşir olduk. Hoş, Amerikan tarihi mütehassısı değiliz, amma gözümüz kulağımız açık olarak yaşadık, gördük, dinledik. Yazacaklarımız sadece bir Türk Amerikalı olarak samimi kendi kanaatlerimiz olacak.

 

 

Çok sıcak bir yaz günü şeyhim Muzaffer Özak’ın Beyazıt Cami’nin hemen yanındaki kitapçı dükkânında dervişlerle sohbet ediyoruz. Hallerinden ve kıyafetlerinden sofu oldukları belli 2-3 kişi gelip bizimle oturdu. Rahmetli efendi bize dönerek, “Firavun’un ruhuna Fatiha!” dedi. Hepimiz itaat ederek Fatiha okuduk. Sofular fena bozuldu, “Efendi bu nasıl iş?” diye sordular. Efendi şöyle cevap verdi, “Firavun kendi halkına zulmetmedi, memleketindeki Yahudilere zulmetti. Bakın, şu sıcak günde hükümet Müslüman halkın gittiği Beyazıt Cami’nin su parasını ödemediklerinden dolayı suyunu kesti. Susuz halk bir yudum su içemez oldu, namaz kılacaklar abdest alamaz oldu. Biz kendi halkımıza zulmediyoruz. Firavun bizden hayırlı değil mi?” demişti.

 

 

Rahmetli babam da Birinci Dünya Harbinde Çanakkale’de kolunu kesen İngilizleri sever, müttefikimiz Almanları sevmezdi. Çünkü onlar derler ya, “Deutschland Deutschland über alles!”, gururlarını sevmezdi. Amerika’ya gelince, beni Amerikan Koleji’ne, sonra Amerika’ya yollamasına rağmen, “oğlum Amerikalıyı dost edinme, seni sırtından bıçaklar. Düşmanın olursa hiç olmazsa kendini müdafaa edersin” derdi.

 

 

Bizim intibamız, iki Amerika var. Birisi evvel, birisi ahir. Evveli iyi, ahiri kötü. 1945 senesinde minicik bir Liberty Ship adlı gemiyle uzun günler süren bir seyahatten sonra New York’a varmak yerine Amerika’nın cenubunda büyük bir bahriye üssü olan Norfolk şehrine vardık. Yolda saç sakal uzamış, bir berbere gideyim dedim. Berber dükkânının kapısında “köpekler ve zenciler giremez” yazılıydı. Şaştım kaldım Amerika’nın kendi halkına bu düşmanlığına. Hâlbuki o zamanlar biz ve hatta bütün dünya Amerika’nın kılığından kıyafetinden tut da filmlerine, musikisine, hatta o tatsız tuzsuz hamburgerine bayılırdık. Amerikalıyı severdik. Sonra California Üniversitesi’ne gidince orada o sevdiğimiz Amerika’yı ve Amerikalıyı bulduk. Harpten muzaffer çıkmış askerlerle dopdolu olan üniversitedeki o kimselerin müsbet halleri, vatanlarına kavuşma neşeleri, yeni hayatlarında muvaffak olmak için çalışkanlıkları… Bizde de müsbet tesir yarattı.

 

 

“Şaştım Kaldım Amarika’nın kendi halkına bu düşmanlığına. Hâlbuki o zamanlar biz ve hatta bütün dünya Amerika’nın kılığından kıyafetinden tut da filmlerine, musikisine, hatta o tatsız tuzsuz hamburgerine bayılırdık.”

 

 

Demokrat parti silindi süpürüldü. hem senato, hem kongre, hem reisicumhur tamamiyle ise hâkim oldu. Bilhassa, tahsılsiz. lakir. is­siz halk tarafından seçilen Trump a eski muhalifler dahi alışır oldu.

 

 

Simdi isin basındayız, ilk is memleketteki Meksikalıları ve cenubi Amerikalıları memleketten tard etmek, memleket dışındaki bir çok Müslümanları memlekete sokmamak kararı atandı, memleket içinde bizim gibi Müslümanlar gözetime alındı, hava temizliği, su temizliği beynelmilel insani muadeleler ve hatta ticari ve iktisadi muadeleler iptal edildi, halkın sıhhat bakımı için Obama’nın yarım yamalak ihdas ettiği sıhhat sigortası iptal edilmek üzere. Ve halkın hayrına olan aşağı yukarı her soy. kömür kullanımından çıkan kötü \ havadan otomobil egzozundan çıkan kötü havaya kadar müsaade buyrulması bu hükümetin kendi memleketine yapacağı hasarı gösteriyor. Halka hizmet için Roosevelfton bu yana getirilmiş kanunlar, yardımlar bütçeden çıkarılıp iktisat edilen bütçenin bü­yük bir kısmı silahlı kuvvetlere veriliyor. Hangi düşman Amerika’yı tehdit ediyor? Bu daha da kuvvetlenen Amerikan ordusu bakalım kiminle döğüşecek? Müslüman olarak kata kala bir Türkiye, bir Mı­sır, bir İran kaldı. Mısır zaten pcr. etli, Ürdün de öyle. Bakalım talih ne gösterecek!

 

 

Şimdi su yazdıklarıma bakıp bana Amerikan düşmanı diyenler olur. Söylediğim şeyler yalan değil. Nice Türk tanıyorum, Amerikan kal­dırımlarının altından olduğunu sanıp buraya gelmek Islıyor. Nice Türk tanıyorum, benzin istasyonlarında benzin pompalıyor, zenci mahallelerinde bir odada kalıyor. 0 Amerika bir zamanlar vardı, hakikaten fakir gelen zengin olurdu, amma o günler çoktan geçti. Şimdi, Kanlıca’daki evimden çıkıp hava meydanına giderken geldi­ğim pırıl pırıl köprüler, kaymak gibi yollar, sağda solda bilmiş veya inşaat halinde yüzlerce gökdelenler ve belki dünyanın en güzel hava meydanı. Derken Amerika’ya gelince, sanki Afrika’ya gelmiş, sanki Üçüncü Dünya ülkesine gelmiş gibi. Neredeyse çökecek köp­rüler. delik deşik yollar, harabe halindeki binalar… Vah vah! No oldu bu zavallı memlekete? Hayır, ben Amerikan düşmanı değilim, sadece Amerikalıya acıyan, onlar için hayır isteyen bir kimseyim.

TOSUN BAYRAK

 

Kaynak: Cins

1945 senesinde minicik bir Liberty Ship adlı gemiyle uzun günler süren bir seyahatten sonra New York’a varmak yerine Amerika’nın cenubunda büyük bir bahriye üssü olan Norfolk şehrine vardık. Yolda saç sakal uzamış, bir berbere gideyim dedim. Berber dükkânının kapısında “köpekler ve zenciler giremez” yazılıydı. Şaştım kaldım Amerika’nın kendi halkına bu düşmanlığına. Hâlbuki o zamanlar biz ve hatta bütün dünya Amerika’nın kılığından kıyafetinden tut da filmlerine, musikisine, hatta o tatsız tuzsuz hamburgerine bayılırdık. Amerikalıyı severdik.

 

 

Taptaze 10 yaşında leyli talebe olarak girdiğim Robert Kolej’de geçen tatlı 8 senem Amerika’nın ilk tadı olarak hala dilimdedir. Buna ilaveten 1945-1947 arasında Berkeley’deki California Üniversitesinde geçen 2 sene tahsil, ondan sonra 1961’de Amerika’ya göç edişimizle geçen 56 seneyle birlikte, okulları ve koleji de sayarsak 64 sene Amerikalılarla haşır neşir olduk. Hoş, Amerikan tarihi mütehassısı değiliz, amma gözümüz kulağımız açık olarak yaşadık, gördük, dinledik. Yazacaklarımız sadece bir Türk Amerikalı olarak samimi kendi kanaatlerimiz olacak.

 

 

Çok sıcak bir yaz günü şeyhim Muzaffer Özak’ın Beyazıt Cami’nin hemen yanındaki kitapçı dükkânında dervişlerle sohbet ediyoruz. Hallerinden ve kıyafetlerinden sofu oldukları belli 2-3 kişi gelip bizimle oturdu. Rahmetli efendi bize dönerek, “Firavun’un ruhuna Fatiha!” dedi. Hepimiz itaat ederek Fatiha okuduk. Sofular fena bozuldu, “Efendi bu nasıl iş?” diye sordular. Efendi şöyle cevap verdi, “Firavun kendi halkına zulmetmedi, memleketindeki Yahudilere zulmetti. Bakın, şu sıcak günde hükümet Müslüman halkın gittiği Beyazıt Cami’nin su parasını ödemediklerinden dolayı suyunu kesti. Susuz halk bir yudum su içemez oldu, namaz kılacaklar abdest alamaz oldu. Biz kendi halkımıza zulmediyoruz. Firavun bizden hayırlı değil mi?” demişti.

 

 

Rahmetli babam da Birinci Dünya Harbinde Çanakkale’de kolunu kesen İngilizleri sever, müttefikimiz Almanları sevmezdi. Çünkü onlar derler ya, “Deutschland Deutschland über alles!”, gururlarını sevmezdi. Amerika’ya gelince, beni Amerikan Koleji’ne, sonra Amerika’ya yollamasına rağmen, “oğlum Amerikalıyı dost edinme, seni sırtından bıçaklar. Düşmanın olursa hiç olmazsa kendini müdafaa edersin” derdi.

 

 

Bizim intibamız, iki Amerika var. Birisi evvel, birisi ahir. Evveli iyi, ahiri kötü. 1945 senesinde minicik bir Liberty Ship adlı gemiyle uzun günler süren bir seyahatten sonra New York’a varmak yerine Amerika’nın cenubunda büyük bir bahriye üssü olan Norfolk şehrine vardık. Yolda saç sakal uzamış, bir berbere gideyim dedim. Berber dükkânının kapısında “köpekler ve zenciler giremez” yazılıydı. Şaştım kaldım Amerika’nın kendi halkına bu düşmanlığına. Hâlbuki o zamanlar biz ve hatta bütün dünya Amerika’nın kılığından kıyafetinden tut da filmlerine, musikisine, hatta o tatsız tuzsuz hamburgerine bayılırdık. Amerikalıyı severdik. Sonra California Üniversitesi’ne gidince orada o sevdiğimiz Amerika’yı ve Amerikalıyı bulduk. Harpten muzaffer çıkmış askerlerle dopdolu olan üniversitedeki o kimselerin müsbet halleri, vatanlarına kavuşma neşeleri, yeni hayatlarında muvaffak olmak için çalışkanlıkları… Bizde de müsbet tesir yarattı.

 

 

“Şaştım Kaldım Amarika’nın kendi halkına bu düşmanlığına. Hâlbuki o zamanlar biz ve hatta bütün dünya Amerika’nın kılığından kıyafetinden tut da filmlerine, musikisine, hatta o tatsız tuzsuz hamburgerine bayılırdık.”

 

 

Demokrat parti silindi süpürüldü. hem senato, hem kongre, hem reisicumhur tamamiyle ise hâkim oldu. Bilhassa, tahsılsiz. lakir. is­siz halk tarafından seçilen Trump a eski muhalifler dahi alışır oldu.

 

 

Simdi isin basındayız, ilk is memleketteki Meksikalıları ve cenubi Amerikalıları memleketten tard etmek, memleket dışındaki bir çok Müslümanları memlekete sokmamak kararı atandı, memleket içinde bizim gibi Müslümanlar gözetime alındı, hava temizliği, su temizliği beynelmilel insani muadeleler ve hatta ticari ve iktisadi muadeleler iptal edildi, halkın sıhhat bakımı için Obama’nın yarım yamalak ihdas ettiği sıhhat sigortası iptal edilmek üzere. Ve halkın hayrına olan aşağı yukarı her soy. kömür kullanımından çıkan kötü \ havadan otomobil egzozundan çıkan kötü havaya kadar müsaade buyrulması bu hükümetin kendi memleketine yapacağı hasarı gösteriyor. Halka hizmet için Roosevelfton bu yana getirilmiş kanunlar, yardımlar bütçeden çıkarılıp iktisat edilen bütçenin bü­yük bir kısmı silahlı kuvvetlere veriliyor. Hangi düşman Amerika’yı tehdit ediyor? Bu daha da kuvvetlenen Amerikan ordusu bakalım kiminle döğüşecek? Müslüman olarak kata kala bir Türkiye, bir Mı­sır, bir İran kaldı. Mısır zaten pcr. etli, Ürdün de öyle. Bakalım talih ne gösterecek!

 

 

Şimdi su yazdıklarıma bakıp bana Amerikan düşmanı diyenler olur. Söylediğim şeyler yalan değil. Nice Türk tanıyorum, Amerikan kal­dırımlarının altından olduğunu sanıp buraya gelmek Islıyor. Nice Türk tanıyorum, benzin istasyonlarında benzin pompalıyor, zenci mahallelerinde bir odada kalıyor. 0 Amerika bir zamanlar vardı, hakikaten fakir gelen zengin olurdu, amma o günler çoktan geçti. Şimdi, Kanlıca’daki evimden çıkıp hava meydanına giderken geldi­ğim pırıl pırıl köprüler, kaymak gibi yollar, sağda solda bilmiş veya inşaat halinde yüzlerce gökdelenler ve belki dünyanın en güzel hava meydanı. Derken Amerika’ya gelince, sanki Afrika’ya gelmiş, sanki Üçüncü Dünya ülkesine gelmiş gibi. Neredeyse çökecek köp­rüler. delik deşik yollar, harabe halindeki binalar… Vah vah! No oldu bu zavallı memlekete? Hayır, ben Amerikan düşmanı değilim, sadece Amerikalıya acıyan, onlar için hayır isteyen bir kimseyim.

TOSUN BAYRAK

 

Kaynak: Cins

http://haber228.com/wp-content/uploads/2017/12/köşe-yazısı-amerika-nedir.jpg
Amerika nedir?


Bu Habere Yorum Yapmak İstermisiniz?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.