Nöbetçi Eczane

Bilecik'in merkez ve ilçelerinin güncel nöbetçi eczanelerine aşağıdan ulaşabilirsiniz.
Haber Tarihi: 31 Mart 2018, Saat 17:08 0 Yorum

» Çocuğuna En Güzel Hediyen… Önce İnançlı Olmalarını Öğretmendir

Çocuğuna En Güzel Hediyen… Önce İnançlı Olmalarını Öğretmendir

Bu haberi sosyal medyada paylaş

Bizler ebeveyn olarak çocuklarımızın bizim üzerimizde haklarının olduğunu aklımızdan çıkarmamalıyız. Kimbilir belki de evlatlarımızın hakları konusunda üzerimize düşenler, onlara vereceğimiz bin bir türlü hediyeden daha faydalı ve hayırlı olacaktır. Peki, nedir bu evlatlarımızın hakları konusunda üzerimize düşenler?

 

Öncelikle İnanç

Yaşım çok küçükken Allah-u Teâlâ’nın hakkımızda her şeyi nasıl bildiğini bir türlü aklım almazdı. Peki ya bizi seviyor muydu? Gerçekten de hata yaptığımda beni affedecek miydi? Kolaylıkla Cennet’e girebilecek miydim? Yanlışlıkla cehenneme girme ihtimalim var mıydı? Peki, ben bunları hak ediyor muydum? Allah-u Teâlâ evimizin en büyük dolabından nasıl daha büyük olabilirdi ki?

 

Nerede yaşar? Nerede oturur? O’na kim yardım eder? Nasıl bir yüzü var? Annem ve babama yılmadan sıkılmadan sorduğum ve cevap olarak ne diyeceklerini bilemedikleri daha nice sorular sorardım.

 

 

Uzun yıllar sonra sorularıma cevap bulabildim. Ben büyüdükçe beynim algılamaya başladı. Bütün bu dünyanın, gezegenlerin, insanların, gökyüzünün Allah’a ait küçük şeylerden ibaret olduğunu anlamaya başladım. Çok geç de olsa akaid kitaplarını okudukça aradığım cevapları bulabildim.

 

Geçmişte yaşadıklarım bana çocuklarıma karşı aynı hatayı yapmamamı öğretti. Küçük yaşlarından itibaren onlara Rabbimizi tanıtıyorum. Zamanında beni korkutan ve tereddüde düşüren, bugün de çocuklarımın akıllarından geçen her türlü soruya cevap buluyorum. Onlar ile Allah arasındaki ilişkiyi sevgi ve güven esaslı olarak kurmaya çalışıyorum. Ancak bu esaslar bilinmeyenleri öğrenmekle gerçekleşebilir çünkü insan, cahil olduğu her şeye düşmandır.

 

Erken yaşlarından itibaren çok çaba gösteriyorum. Konuşmalarımızla, uyku öncesi masallarla onlara Allah’ın kim olduğunu öğretiyorum. Sonuç olarak tabi ki çocuklarımın kendi kendilerini muhasebeye çektiklerini gördüm. İç âlemleri sükûnet ve huzur ile dolu. Hatta Allah ile olan ilişkileri sayesinde daha huzurlular çünkü asıl görevlerinin Allah rızasını kazanmak olduğunun farkındalar. Allah’ın onları çok sevdiğini biliyorlar. Hata yapsalar dahi tövbe edince günahlarının silineceğinden eminler. Hayatlarını kolaylaştıracak, kader, iman, Cennet, Cehennem ve nice şeyi doğru öğrenerek akidemizi güzel anladılar.

 

 

İbadetlere Dikkat Etmek

Aynı zamanda çocukluk dönemimde namaza başlama ve devam etme konusunda epey zorlanmıştım. Namaza başlar sonra birkaç vakiti unutur, sonrasında yeise düşer namazı bırakırdım. Bir süre sonra tekrar namaza başlardım. Alışma dönemim 15 yaşıma kadar sürdü. 15 yaşımdan sonra namazlarımı aksatmamaya başladım.

 

Çocukluğumdaki bu tecrübe de kendi çocuklarıma küçüklüklerinden itibaren namaza alıştırma kararını aldırdı. Ama benim gibi namaza başlayıp sonrada bırakarak değil, namaz kılma üzerinde çocuklarımı sebat ettirmem gerekiyordu.

 

En büyük hedef olarak aldığım namaz konusunu, çocuklarımla 7 yaşlarından itibaren başladım.

 

Özellikle oyun saatlerinde namazdan kaçıyorlar ancak ısrarcı tavrımla hemen namaza koşuyorlardı. Yıllar içinde basit bir alışkanlık haline geldi ve bu konuda hiçbir sorun yaşamadılar.

 

Severek Okumak

Çocuk eğitimimde 3. aşama ise okumayı sevdirmem oldu. Maaşımın büyük bir kısmını çocuklarıma çocuk kitapları, dergi, hikâye, biraz daha büyüdüklerinde ise ergenlik dönemi kitaplarına harcardım. Kitap denetimi konusunda hiç taviz vermedim.

 

Eğlenerek kitap okurduk. Evde hiç sıkıcı zamanımız olmazdı. Biraz kitap, biraz oyun, biraz çocuk programları veya aile dizimiz gibi birçok faaliyetlerle zamanımızı dolduruyorduk. Hatta kendime bile zaman ayırır yazı yazar, resim yapar, hobilerimle uğraşırdım.

 

Bütün bu çabalarımın karşılığını çocuklarım büyüdüklerinde anladım. Onlara hatalarını göstermekte ve hatalarından vazgeçirmekte hiç zorluk çekmedim. Çünkü aramızdaki ilişki sadece Yaradan’a bağlıydı. Hele ki ufak meselelerle karşılaştığımızda sorun hızlıca çözülür ve hemen buharlaşıp yok olurdu.

 

Çocuklarımın bilgilerinden çok istifade ederdim çünkü onlar sürekli yeni bilgi edinirlerdi.

 

Hobiler

Günümüzde birçok araştırmacı, insanların hayatın zor şartları ile yüzleşebilmeleri ve mücadele edebilmeleri için mutlaka yetenekli oldukları bir alana zaman harcamaları gerektiğini vurguluyor. İnsanın yetenekli olduğu alanlar çabuk kaybedilebilen üniversite diploması, kariyer, mal, mülk değildir.

 

Dolayısıyla çocuklarımıza verebileceğimiz en güzel hediye onların yeteneklerini keşfedebilmektir. Sevdikleri alanları bulmaktır. Yeteneklerini keşfederek, o yetenekleri geliştirmeleri ve yeteneklerinden en iyi şekilde faydalanmaları uğruna her şeyimizi harcamaktır. Çünkü o yetenek ileride onların mesleklerinde yardımcı olacaktır. Her insanın bir yeteneğinin olması muhakkak Allah’ın bize bahşettiği nimetlerdendir.

 

Diğer çocuklara cömert ol, sevginle onlara bir şeyler ver

Bu konuya ahirette önümüzde bulacağımız sadakalarımızdan olacağı düşüncesiyle bakmalıyız.

 

Bir defasında okulun karşısında çocuğun birinin kalemini alan arkadaşından şikâyetçi olduğunu gördüm. Garip olan da diğer çocuğa sorduğumda inkâr etmedi. Hatta tereddütsüzce o kalemi yerde bulduğunu dolayısıyla artık onun olduğunu söyledi.

 

Emanet, mal sahibi, ahiret, ceza gibi kavramları, bize ait olmayan bir şeyi almanın ne kadar yanlış olduğunu anlatmam birkaç dakikamı aldı. Çocuk hemen ikna oldu ve tereddüt etmeden kalemi sahibine verdi.

 

O gün resim dersinde bir hafta boyunca bütün sınıflara bu konuyu anlatacağıma karar verdim. Bu hususu iş arkadaşlarıma söylemedim çünkü bu benim mesleğimin özel ve güzel bir göreviydi.

 

Haftanın bitişine yakın idarede otururken birkaç öğrencinin buldukları birkaç eşyayı müdürün odasına girip masasına bıraktıklarını gördüm. Müdür çok mutlu oldu ve onlara teşekkür ederek bize;

 

“Bu hafta çok ilginç geçti. Öğrenciler sürekli eşya, para gibi ne kadar kaybolan şey varsa yanıma getirdiler” dedi.

 

Sessizce gülümseyerek hiç yorum yapmadım. Ama öğrencilere anlatılan her şeyin ne kadar değer taşıdığını fark etmiş, çok da mutlu olmuştum.

 

Aslında çocuklarımızı doğru yetiştirebilmek için aşırı emeğe, paraya ve zamana ihtiyacımız yok. Sadece bu konuyu önceliklerimizin arasına koymaya ihtiyacımız var. Önce onlara inançlı olmalarını, sonra ibadetlerine dikkat etmelerini öğreteceğiz ve okumayı sevdireceğiz.

 

Sonrasında çocuk bu dünyaya geliş sebebini ve bu dünyada ne kadar önemli bir birey olduğunu idrak ettiği anda ümmete faydalı olabilmesi ve Cennet’e nail olabilmesi adına kendisi yoluna devam edebilecek, yeteneklerini geliştirerek geleceğe odaklanacaktır.

 

Allah evlatlarımızın yollarını bulmalarını, ibadetlerini eksiksizce eda etmelerini nasip etsin. Onlara okumayı sevdirsin.

 

Onlarla arkadaş ol. Doğru eğitiminin sonucunda amel defterinde bulacağın iyiliklerin tadını çıkar.

ABİR EN NAHAS

 

 

Kaynak: Gerçek Hayat

Bizler ebeveyn olarak çocuklarımızın bizim üzerimizde haklarının olduğunu aklımızdan çıkarmamalıyız. Kimbilir belki de evlatlarımızın hakları konusunda üzerimize düşenler, onlara vereceğimiz bin bir türlü hediyeden daha faydalı ve hayırlı olacaktır. Peki, nedir bu evlatlarımızın hakları konusunda üzerimize düşenler?

 

Öncelikle İnanç

Yaşım çok küçükken Allah-u Teâlâ’nın hakkımızda her şeyi nasıl bildiğini bir türlü aklım almazdı. Peki ya bizi seviyor muydu? Gerçekten de hata yaptığımda beni affedecek miydi? Kolaylıkla Cennet’e girebilecek miydim? Yanlışlıkla cehenneme girme ihtimalim var mıydı? Peki, ben bunları hak ediyor muydum? Allah-u Teâlâ evimizin en büyük dolabından nasıl daha büyük olabilirdi ki?

 

Nerede yaşar? Nerede oturur? O’na kim yardım eder? Nasıl bir yüzü var? Annem ve babama yılmadan sıkılmadan sorduğum ve cevap olarak ne diyeceklerini bilemedikleri daha nice sorular sorardım.

 

 

Uzun yıllar sonra sorularıma cevap bulabildim. Ben büyüdükçe beynim algılamaya başladı. Bütün bu dünyanın, gezegenlerin, insanların, gökyüzünün Allah’a ait küçük şeylerden ibaret olduğunu anlamaya başladım. Çok geç de olsa akaid kitaplarını okudukça aradığım cevapları bulabildim.

 

Geçmişte yaşadıklarım bana çocuklarıma karşı aynı hatayı yapmamamı öğretti. Küçük yaşlarından itibaren onlara Rabbimizi tanıtıyorum. Zamanında beni korkutan ve tereddüde düşüren, bugün de çocuklarımın akıllarından geçen her türlü soruya cevap buluyorum. Onlar ile Allah arasındaki ilişkiyi sevgi ve güven esaslı olarak kurmaya çalışıyorum. Ancak bu esaslar bilinmeyenleri öğrenmekle gerçekleşebilir çünkü insan, cahil olduğu her şeye düşmandır.

 

Erken yaşlarından itibaren çok çaba gösteriyorum. Konuşmalarımızla, uyku öncesi masallarla onlara Allah’ın kim olduğunu öğretiyorum. Sonuç olarak tabi ki çocuklarımın kendi kendilerini muhasebeye çektiklerini gördüm. İç âlemleri sükûnet ve huzur ile dolu. Hatta Allah ile olan ilişkileri sayesinde daha huzurlular çünkü asıl görevlerinin Allah rızasını kazanmak olduğunun farkındalar. Allah’ın onları çok sevdiğini biliyorlar. Hata yapsalar dahi tövbe edince günahlarının silineceğinden eminler. Hayatlarını kolaylaştıracak, kader, iman, Cennet, Cehennem ve nice şeyi doğru öğrenerek akidemizi güzel anladılar.

 

 

İbadetlere Dikkat Etmek

Aynı zamanda çocukluk dönemimde namaza başlama ve devam etme konusunda epey zorlanmıştım. Namaza başlar sonra birkaç vakiti unutur, sonrasında yeise düşer namazı bırakırdım. Bir süre sonra tekrar namaza başlardım. Alışma dönemim 15 yaşıma kadar sürdü. 15 yaşımdan sonra namazlarımı aksatmamaya başladım.

 

Çocukluğumdaki bu tecrübe de kendi çocuklarıma küçüklüklerinden itibaren namaza alıştırma kararını aldırdı. Ama benim gibi namaza başlayıp sonrada bırakarak değil, namaz kılma üzerinde çocuklarımı sebat ettirmem gerekiyordu.

 

En büyük hedef olarak aldığım namaz konusunu, çocuklarımla 7 yaşlarından itibaren başladım.

 

Özellikle oyun saatlerinde namazdan kaçıyorlar ancak ısrarcı tavrımla hemen namaza koşuyorlardı. Yıllar içinde basit bir alışkanlık haline geldi ve bu konuda hiçbir sorun yaşamadılar.

 

Severek Okumak

Çocuk eğitimimde 3. aşama ise okumayı sevdirmem oldu. Maaşımın büyük bir kısmını çocuklarıma çocuk kitapları, dergi, hikâye, biraz daha büyüdüklerinde ise ergenlik dönemi kitaplarına harcardım. Kitap denetimi konusunda hiç taviz vermedim.

 

Eğlenerek kitap okurduk. Evde hiç sıkıcı zamanımız olmazdı. Biraz kitap, biraz oyun, biraz çocuk programları veya aile dizimiz gibi birçok faaliyetlerle zamanımızı dolduruyorduk. Hatta kendime bile zaman ayırır yazı yazar, resim yapar, hobilerimle uğraşırdım.

 

Bütün bu çabalarımın karşılığını çocuklarım büyüdüklerinde anladım. Onlara hatalarını göstermekte ve hatalarından vazgeçirmekte hiç zorluk çekmedim. Çünkü aramızdaki ilişki sadece Yaradan’a bağlıydı. Hele ki ufak meselelerle karşılaştığımızda sorun hızlıca çözülür ve hemen buharlaşıp yok olurdu.

 

Çocuklarımın bilgilerinden çok istifade ederdim çünkü onlar sürekli yeni bilgi edinirlerdi.

 

Hobiler

Günümüzde birçok araştırmacı, insanların hayatın zor şartları ile yüzleşebilmeleri ve mücadele edebilmeleri için mutlaka yetenekli oldukları bir alana zaman harcamaları gerektiğini vurguluyor. İnsanın yetenekli olduğu alanlar çabuk kaybedilebilen üniversite diploması, kariyer, mal, mülk değildir.

 

Dolayısıyla çocuklarımıza verebileceğimiz en güzel hediye onların yeteneklerini keşfedebilmektir. Sevdikleri alanları bulmaktır. Yeteneklerini keşfederek, o yetenekleri geliştirmeleri ve yeteneklerinden en iyi şekilde faydalanmaları uğruna her şeyimizi harcamaktır. Çünkü o yetenek ileride onların mesleklerinde yardımcı olacaktır. Her insanın bir yeteneğinin olması muhakkak Allah’ın bize bahşettiği nimetlerdendir.

 

Diğer çocuklara cömert ol, sevginle onlara bir şeyler ver

Bu konuya ahirette önümüzde bulacağımız sadakalarımızdan olacağı düşüncesiyle bakmalıyız.

 

Bir defasında okulun karşısında çocuğun birinin kalemini alan arkadaşından şikâyetçi olduğunu gördüm. Garip olan da diğer çocuğa sorduğumda inkâr etmedi. Hatta tereddütsüzce o kalemi yerde bulduğunu dolayısıyla artık onun olduğunu söyledi.

 

Emanet, mal sahibi, ahiret, ceza gibi kavramları, bize ait olmayan bir şeyi almanın ne kadar yanlış olduğunu anlatmam birkaç dakikamı aldı. Çocuk hemen ikna oldu ve tereddüt etmeden kalemi sahibine verdi.

 

O gün resim dersinde bir hafta boyunca bütün sınıflara bu konuyu anlatacağıma karar verdim. Bu hususu iş arkadaşlarıma söylemedim çünkü bu benim mesleğimin özel ve güzel bir göreviydi.

 

Haftanın bitişine yakın idarede otururken birkaç öğrencinin buldukları birkaç eşyayı müdürün odasına girip masasına bıraktıklarını gördüm. Müdür çok mutlu oldu ve onlara teşekkür ederek bize;

 

“Bu hafta çok ilginç geçti. Öğrenciler sürekli eşya, para gibi ne kadar kaybolan şey varsa yanıma getirdiler” dedi.

 

Sessizce gülümseyerek hiç yorum yapmadım. Ama öğrencilere anlatılan her şeyin ne kadar değer taşıdığını fark etmiş, çok da mutlu olmuştum.

 

Aslında çocuklarımızı doğru yetiştirebilmek için aşırı emeğe, paraya ve zamana ihtiyacımız yok. Sadece bu konuyu önceliklerimizin arasına koymaya ihtiyacımız var. Önce onlara inançlı olmalarını, sonra ibadetlerine dikkat etmelerini öğreteceğiz ve okumayı sevdireceğiz.

 

Sonrasında çocuk bu dünyaya geliş sebebini ve bu dünyada ne kadar önemli bir birey olduğunu idrak ettiği anda ümmete faydalı olabilmesi ve Cennet’e nail olabilmesi adına kendisi yoluna devam edebilecek, yeteneklerini geliştirerek geleceğe odaklanacaktır.

 

Allah evlatlarımızın yollarını bulmalarını, ibadetlerini eksiksizce eda etmelerini nasip etsin. Onlara okumayı sevdirsin.

 

Onlarla arkadaş ol. Doğru eğitiminin sonucunda amel defterinde bulacağın iyiliklerin tadını çıkar.

ABİR EN NAHAS

 

 

Kaynak: Gerçek Hayat

http://haber228.com/wp-content/uploads/2018/03/köşe-yazısı-Çocuğuna-En-güzel-hediye.jpg
Çocuğuna En Güzel Hediyen… Önce İnançlı Olmalarını Öğretmendir


Bu Habere Yorum Yapmak İstermisiniz?