Nöbetçi Eczane

Bilecik'in merkez ve ilçelerinin güncel nöbetçi eczanelerine aşağıdan ulaşabilirsiniz.
Haber Tarihi: 28 Temmuz 2018, Saat 16:07 0 Yorum

» SEN NEREDESİN?

SEN NEREDESİN?

Bu haberi sosyal medyada paylaş



‘Seni seviyorum’ sözündeki bütün sesin oluşturduğu güven sahasını düşünelim diyorum yani. ‘Seni’ ve ‘seviyorum kelimelerinin yan yana gelişindeki, kendiliğinden doğan izah!… Bir teklif değil sadece bu, bir ispat aynı zamanda. Örneği içinde saklı bir sonuç bildirgesi. Artık, gerekçelerini ve ıspatlarıni soramayacağımız, sağlamasını ilk elden talep edemeyeceğimiz bir eşiğin karşısında bırakır bizi bu söz. 

 

Zayıf ışık, göstermek için değildir. ‘Bir şeyi göstermek içindir. Böyleyken neden ona ‘zayıf’ diyoruz peki? Çünkü İsa’nın doğumuna zapdettiğimiz tarihimiz 2017 rakamını gösteriyor. Gittikçe çürüyoruz demiyorum. Neyi merkeze aldığımıza, neyin merkezinden hareketle dünyayı anlamaya, anlamlandırmaya çalıştığımıza vurgu yapıyorum Müstakil bir ‘ben’ tarifimiz var mi, yoksa ‘ben’ tarifimizi de başka bir merkezden hareketle mi yapıyoruz? Bir seyi göstermek amacındaki ışığa ‘zayıf” diyoruz.

 

Çünkü her şeyi göstermiyor. Onun için zayıf. Çünkü her şeyi görmek istiyoruz. Işığı biraz kısmaya ihtiyacımız var sanki. Lambayı uyandır’daki teklif de buydu zaten kalbimize. Kimden ısıtırdık bu teklifi? Artık onlar yok Nuri Pakdil, Tek bir tekke kalaydı, lambaları yanaydı’ demişti. Kalmadı. Yandık. Simdi oralar kötü yerler.Öyle diyorlar. Biz de tekrar ediyoruz. Her şeyi görüyoruz. Çağımızın büyük kötülüğü bu Çünkü nazar, görülende olduğu kadar görende de iz bırakır.

 

Evet, her şeyi görüyoruz. İhtiyacımız olan son şey buydu aslında. Ama biz bunun içindeyiz artık. Talep ettiğimiz de bu, varlığımızı zaptettiğimiz şey de… Işığı biraz kısabilseydik eğer, gerçekte bizi ilgilendiren’asil şeyleri görme imkanımız olabilirdi belki Şimdi ışıklar sonuna kadar açık. Bunu da daha iyi görme kastıyla yaptık. Fakat ne- redeyse hiçbir şeyi göremez olduk. Gözleri vardır ama görmezler’ hitabı, ‘sen’i ve ben’i değil, onları’ muhatap alıyordu Giderek ‘sen’ ve ‘ben’ ambalajının altında onlara’ benzeştikçe, gözlerimiz kamaşıyor farkında misin? Değilsin! Değiliz! Sen neredesin? sorusundaki ‘sen’in vurgu- sunu bir kez de yazarak yapmak isterim. Bu bir soru. Her soru gibi, cevabından daha önemsiz zannediliyor.

 

Tekrar ederim ki, her soru bağımsız olarak en az cevabı kadar kıymetlidir. Hatta bazen iyi sorular, bağımsız olarak cevabından çok daha fazla kıymetlidir. Aramamız gereken şey, cevap değil doğru sorudur artık. Çünkü doğru soru cevabın yolunu her zaman içinde saklar. Ama buna vaktimiz yok. Geçelim. ‘Sen”, Türkçe’mizde bir zamir. İkinci tekil kişiyi imliyor. Zamirler malum, varlıkların adları yerine kullanılıyor. Bir ‘şey’in yerine yani Bugün gerçekten ‘belirli’ bir şeyin yerine mi kullanıyoruz peki? Yani A dediğimizde, onun B’den başka bir şey olduğunu ifade etmiş oluyor muyuz? Ya da söyle; kastımız böyleyken gerçekten o ayrımın ‘ger çek olduğunun altını çizebiliyor muyuz artık? Söylemeye çalıştığı şu: ‘sen’ dediğimiz şey, gerçekten varsa ‘sen’ ile ‘ben’ arasında, “biz ile fark var demektir. O fark gerçekten yoksa hepimiz giderek aynı şeye o dediğimiz şeyden başka bir şey. O fark onlar’ arasında bir benziyoruz demektir.

 

Korkmamız gerekirken korkmadıklarımız, emin olmamız gerekirken emin olmadıklarımız yüzünden gelecek başımıza ne gelecekse. Acı. Sen neredesin’ soru cümlesinde üzerine asil düşünmemiz gerekirken, bastan beri biliyormuş gibi davranıp da hiç de düşünmediğimiz asil’ soru, ‘neredesin değil; ‘sen kimdir’ sorusudur.

 

Yer kolaydır, bulunur. Ama her şey göründüğü için, o gürültülü kesmek içinde asıl görmemiz gerekirken sıklıkla görmediğimiz mesele de budur. Din nasihattir’ buyurmuştu Efendimiz. Tekrar, tekrar edilmesi üzeri ne bir vurgu bu. ‘Sen’, ayırıcı bir şahsiyet vurgusudur. Ve bu vurguyu tekrar etmezsek yitirmek tehlikesiyle karsı karşıya kaldığımız bir ‘var eden’dir.

 

Ama zaten ‘var’iz değil mi? Bu kadar kolay. Sen’ dediğimizde ondan başka bir şeyi kastetmemiz gerekirken, gerçekten başka bir şeyi işaret etmiş oluyor muyuz, olmuyor muyuz? Soru bu. Ama bu soru burada dursun şimdilik.

 

YUSUF GENÇ

 

 

Kaynak:Cins

‘Seni seviyorum’ sözündeki bütün sesin oluşturduğu güven sahasını düşünelim diyorum yani. ‘Seni’ ve ‘seviyorum kelimelerinin yan yana gelişindeki, kendiliğinden doğan izah!… Bir teklif değil sadece bu, bir ispat aynı zamanda. Örneği içinde saklı bir sonuç bildirgesi. Artık, gerekçelerini ve ıspatlarıni soramayacağımız, sağlamasını ilk elden talep edemeyeceğimiz bir eşiğin karşısında bırakır bizi bu söz. 

 

Zayıf ışık, göstermek için değildir. ‘Bir şeyi göstermek içindir. Böyleyken neden ona ‘zayıf’ diyoruz peki? Çünkü İsa’nın doğumuna zapdettiğimiz tarihimiz 2017 rakamını gösteriyor. Gittikçe çürüyoruz demiyorum. Neyi merkeze aldığımıza, neyin merkezinden hareketle dünyayı anlamaya, anlamlandırmaya çalıştığımıza vurgu yapıyorum Müstakil bir ‘ben’ tarifimiz var mi, yoksa ‘ben’ tarifimizi de başka bir merkezden hareketle mi yapıyoruz? Bir seyi göstermek amacındaki ışığa ‘zayıf” diyoruz.

 

Çünkü her şeyi göstermiyor. Onun için zayıf. Çünkü her şeyi görmek istiyoruz. Işığı biraz kısmaya ihtiyacımız var sanki. Lambayı uyandır’daki teklif de buydu zaten kalbimize. Kimden ısıtırdık bu teklifi? Artık onlar yok Nuri Pakdil, Tek bir tekke kalaydı, lambaları yanaydı’ demişti. Kalmadı. Yandık. Simdi oralar kötü yerler.Öyle diyorlar. Biz de tekrar ediyoruz. Her şeyi görüyoruz. Çağımızın büyük kötülüğü bu Çünkü nazar, görülende olduğu kadar görende de iz bırakır.

 

Evet, her şeyi görüyoruz. İhtiyacımız olan son şey buydu aslında. Ama biz bunun içindeyiz artık. Talep ettiğimiz de bu, varlığımızı zaptettiğimiz şey de… Işığı biraz kısabilseydik eğer, gerçekte bizi ilgilendiren’asil şeyleri görme imkanımız olabilirdi belki Şimdi ışıklar sonuna kadar açık. Bunu da daha iyi görme kastıyla yaptık. Fakat ne- redeyse hiçbir şeyi göremez olduk. Gözleri vardır ama görmezler’ hitabı, ‘sen’i ve ben’i değil, onları’ muhatap alıyordu Giderek ‘sen’ ve ‘ben’ ambalajının altında onlara’ benzeştikçe, gözlerimiz kamaşıyor farkında misin? Değilsin! Değiliz! Sen neredesin? sorusundaki ‘sen’in vurgu- sunu bir kez de yazarak yapmak isterim. Bu bir soru. Her soru gibi, cevabından daha önemsiz zannediliyor.

 

Tekrar ederim ki, her soru bağımsız olarak en az cevabı kadar kıymetlidir. Hatta bazen iyi sorular, bağımsız olarak cevabından çok daha fazla kıymetlidir. Aramamız gereken şey, cevap değil doğru sorudur artık. Çünkü doğru soru cevabın yolunu her zaman içinde saklar. Ama buna vaktimiz yok. Geçelim. ‘Sen”, Türkçe’mizde bir zamir. İkinci tekil kişiyi imliyor. Zamirler malum, varlıkların adları yerine kullanılıyor. Bir ‘şey’in yerine yani Bugün gerçekten ‘belirli’ bir şeyin yerine mi kullanıyoruz peki? Yani A dediğimizde, onun B’den başka bir şey olduğunu ifade etmiş oluyor muyuz? Ya da söyle; kastımız böyleyken gerçekten o ayrımın ‘ger çek olduğunun altını çizebiliyor muyuz artık? Söylemeye çalıştığı şu: ‘sen’ dediğimiz şey, gerçekten varsa ‘sen’ ile ‘ben’ arasında, “biz ile fark var demektir. O fark gerçekten yoksa hepimiz giderek aynı şeye o dediğimiz şeyden başka bir şey. O fark onlar’ arasında bir benziyoruz demektir.

 

Korkmamız gerekirken korkmadıklarımız, emin olmamız gerekirken emin olmadıklarımız yüzünden gelecek başımıza ne gelecekse. Acı. Sen neredesin’ soru cümlesinde üzerine asil düşünmemiz gerekirken, bastan beri biliyormuş gibi davranıp da hiç de düşünmediğimiz asil’ soru, ‘neredesin değil; ‘sen kimdir’ sorusudur.

 

Yer kolaydır, bulunur. Ama her şey göründüğü için, o gürültülü kesmek içinde asıl görmemiz gerekirken sıklıkla görmediğimiz mesele de budur. Din nasihattir’ buyurmuştu Efendimiz. Tekrar, tekrar edilmesi üzeri ne bir vurgu bu. ‘Sen’, ayırıcı bir şahsiyet vurgusudur. Ve bu vurguyu tekrar etmezsek yitirmek tehlikesiyle karsı karşıya kaldığımız bir ‘var eden’dir.

 

Ama zaten ‘var’iz değil mi? Bu kadar kolay. Sen’ dediğimizde ondan başka bir şeyi kastetmemiz gerekirken, gerçekten başka bir şeyi işaret etmiş oluyor muyuz, olmuyor muyuz? Soru bu. Ama bu soru burada dursun şimdilik.

 

YUSUF GENÇ

 

 

Kaynak:Cins

http://haber228.com/wp-content/uploads/2018/07/köşe-yazısı-sen-neredesin.jpg
SEN NEREDESİN?


Bu Habere Yorum Yapmak İstermisiniz?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.