Nöbetçi Eczane

Bilecik'in merkez ve ilçelerinin güncel nöbetçi eczanelerine aşağıdan ulaşabilirsiniz.
Haber Tarihi: 17 Ocak 2017, Saat 11:59 0 Yorum

» SIRA SİZE GELMEYECEK Mİ SANIRSINIZ

SIRA SİZE GELMEYECEK Mİ SANIRSINIZ

Bu haberi sosyal medyada paylaş

Yüzyıllardır kara tenli insanların beyaz tenli insanlardan gördükleri zulümleri ipe dizseler dünyayı kaç kere dolaşır kim bilir? Afrika’dan Amerika’ya taşınan köle edilmiş siyahi insanların taşındığı gemiler hakkında hiçbir yazı, kitap okudunuz mu? Okuyun da hayvanı bile taşımaya kıyamadığınız şartlarda binlerce insan nasıl taşınmış görün belki de ağlayın.

 


Dünyada derler ki, yedi milyar civarında insan yalarmış. Bu yedi milyar insanın içinde; açlık ve sususzluk çeken, bir lokma ekmeğe muhtaç kendisinin ve aile efradının kahrını yeterince doyuracak kadar para kazanamayan, ailesi bölünmüş, yerinden sürgün edilmiş, albukaya alınmış, babası anası ve kardeşi öldürülmüş, hapis yatan kendisi veya en yakınları hasta olan, yaşadığı yer asgari sağlık ve hijyen şartlarını sağlamayan, insan yerine konmayan, sosyal hakları olmayan, bulunduğu bölgede bir şey yetişmeyen, bulundu­ğu yere damla yağmur düşmeyen, yaşadığı yer mümbit olan ama yararlanılmasına izin verilmeyen, eziyet ve işkenceye maruz kalan, aşağılanan, ikinci sınıf insan muamelesi gören, evi olmayan, evi olan ama bir göz odadan ibaret olan, evinde suyu, elektriği, yakacak sobası olmayan, sevdiklerinden ayrı yaşamak zorunda bırakılan, sokağı çamurdan ve hatta lağımdan geçilmeyen, yaşadığı mahallede, köyde, şehirde ve dahi memlekette asgari kişi haklarından yararlanamayan, çalışan ama hakkını alamayan veya zamanında alamayan ve burada saymayı unuttuğumuz daha nice haksızlık ve eksiklikler içindeki insan sayısı herhalde altı milyardan fazladır. FARKINDA MISINIZ, SİZ ONLARDAN DEĞİLSİNİZ.

 

 

Yüzyıllardır, kara tenli insanların beyaz tenli insanlardan gördükleri zulümleri ipe dizseler dünyayı kaç kere dolaşır kim bilir? Afrika’dan Amerika’ya taşınan köle edilmiş siya­hi insanların taşındığı gemiler hakkında hiçbir yaz,, kitap okudunuz mu? Okuyun da hayvan, bile taşımaya kıyamadığınız şartlarda binlerce insan nasıl taşınmış görün ve belki de ağlayın.

 

 

Hareket edemeyecekleri, dik duramayacakları, ihtiyaçlarını oldukları yere gidermek zorunda kaldıkları, iki lokma ekmek ile havasız ortamda yaşamak zorunda bırakılan bu insanların bir kısmı içinden çıktıkları topluma ihanet ederek, beyaz adama yakınlaşıp, daha fazla haklara sahip olmaya çalışıyor ve bazen bunu başarıyordu. Bazısı her zaman dik duruyor ve türlü eziyetlere maruz kalmaya devam ediyordu. Bu durum 1960’ların sonlarına kadar, giderek azalan haksızlıklarla, resmi olarak sürdü. SİZ ONLARDAN DA DEĞİLSİNİZ, DEĞİL Mİ?
Bugün, düşüncelerde olmakla birlikte, RESMİYETTE bir ayrım söz konusu değildir. Hatta Amerikalılar’a siyahi bir insanı başkan da seçtirdiler. Ama gördüğünüz gibi dünya en çok bu siyahi başkan zamanında zulümlere maruz kaldı. Dışı siyah, içi renksiz bu insan zamanında…

 

 

Rengi farklı insanlara yapılan kötülüklerden başka, inancı farklı insanlara yapılan kötülükler de dünyayı ve insanlığı yaralamıştır ve yaralamaya devam etmektedir.

 

 

İslam alemi özellikle Devlet-i Aliyye tarih sahnesinde çekildiğinden beridir türlü zulümlere uğramaktadır. Cezayir, Libya, Mısır, Filistin, Irak, Suriye Azerbaycan, Bulgaristan, Bosna-Hersek, Keşmir, Doğu Türkistan ve ismini hatırlamadığım nice belde on yıllardır, türlü sebeplerden, “Çağdaş Batı Medeniyeti”nin acımasızlıklarına, kahsızlıklarına, müdahalelerine maruz kalmaktadır. Maalesef bu zulümler bu saydığım belde insanlarını; aç, evsiz, barksız,, bacaksız, annesiz, babasız, vatansız, ve topraksız bırakmaktadır. Siz, bu sıkıntıları çekmeyen ve SIRANIN KENDİSİNE HİÇ GELMEYECEĞİNİ SANARAK RAHAT VE HUZUR İÇİNDE YAŞAYAN KİTLE, sanıyor mu­sunuz ki hep böyle rahat yaşayıp gideceksiniz?

 

Hangi sebeple olursa olsun; dünyanın herhangi bir yerinde çaresiz, savunmasız, kötü durumda bırakılan, aç-açık kalan, kolayca öldürülebilen insanların gerek kendilerini savunmak adına, gerekse ken­dilerini savunmaktan öte, on yıllardır kendilerine ve dünyaya zarar verenlere karşı haksız, hukuksuz yollara başvurmaları o kadar da zor değildir. Bu yolda teröre de, hırsızlığa da, kan akıtmaya da, can feda etmeye de hazır binlerce insan bulabilirsiniz. Çaresiz, ezilmiş, sindirilmiş insan ve hatta canlı her şeyi yapabilir. Marifet her şeyi değil gerekli ve yeterli olanı yapabilmekte değil midir?

 

Maide Suresi Sekizinci Ayette Rabbimiz buyuruyor ki;

“Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutun, adaletle şahitlik eden kimseler olun. HERHANGİ BİR TOPLULUĞA DUYDUĞUNUZ KİN SİZİ ADALETSİZ DAVRANMAYA İTMESİN. Adaletli olun; bu, takvaya daha uy gündür. Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.”

 

Bütün haksızlığa uğrayan, yerinden yurdundan edilen, aç-açık bırakılan ve vurulan öldürülen insanlardan bir kısım olarak bu mücadelede bizi, bizleri düşman bilenlerden bir farkımız olacaktır ve olmalıdır. Adaletsizliğe, adaletsizlikle karşılık vermemek, kolay değildir ama zor da olsa, bizim vazifemizdir. Çünkü medeniyetimize, inancımıza yakışan budur. Haydi kalkın! Bugünden tezi yok, yaşanılır ve adaletin hâkim olacağı bir dünya için önce olanlara üzülelim, son­ra olanların bizim de başımıza gelebileceğini düşünelim, daha sonra mazlumların halinden anlayıp, zora düşmüşe yardım edelim, davra­nın mücadele edelim ama hep adalet çerçevesinde kalarak… SIRA SİZE GELMEYECEK Mİ SANIRSINIZ?

 


Kaynak: -Cins dergisinin Ocak 2017 – 16. sayısından alınmıştır..

Yüzyıllardır kara tenli insanların beyaz tenli insanlardan gördükleri zulümleri ipe dizseler dünyayı kaç kere dolaşır kim bilir? Afrika’dan Amerika’ya taşınan köle edilmiş siyahi insanların taşındığı gemiler hakkında hiçbir yazı, kitap okudunuz mu? Okuyun da hayvanı bile taşımaya kıyamadığınız şartlarda binlerce insan nasıl taşınmış görün belki de ağlayın.

 


Dünyada derler ki, yedi milyar civarında insan yalarmış. Bu yedi milyar insanın içinde; açlık ve sususzluk çeken, bir lokma ekmeğe muhtaç kendisinin ve aile efradının kahrını yeterince doyuracak kadar para kazanamayan, ailesi bölünmüş, yerinden sürgün edilmiş, albukaya alınmış, babası anası ve kardeşi öldürülmüş, hapis yatan kendisi veya en yakınları hasta olan, yaşadığı yer asgari sağlık ve hijyen şartlarını sağlamayan, insan yerine konmayan, sosyal hakları olmayan, bulunduğu bölgede bir şey yetişmeyen, bulundu­ğu yere damla yağmur düşmeyen, yaşadığı yer mümbit olan ama yararlanılmasına izin verilmeyen, eziyet ve işkenceye maruz kalan, aşağılanan, ikinci sınıf insan muamelesi gören, evi olmayan, evi olan ama bir göz odadan ibaret olan, evinde suyu, elektriği, yakacak sobası olmayan, sevdiklerinden ayrı yaşamak zorunda bırakılan, sokağı çamurdan ve hatta lağımdan geçilmeyen, yaşadığı mahallede, köyde, şehirde ve dahi memlekette asgari kişi haklarından yararlanamayan, çalışan ama hakkını alamayan veya zamanında alamayan ve burada saymayı unuttuğumuz daha nice haksızlık ve eksiklikler içindeki insan sayısı herhalde altı milyardan fazladır. FARKINDA MISINIZ, SİZ ONLARDAN DEĞİLSİNİZ.

 

 

Yüzyıllardır, kara tenli insanların beyaz tenli insanlardan gördükleri zulümleri ipe dizseler dünyayı kaç kere dolaşır kim bilir? Afrika’dan Amerika’ya taşınan köle edilmiş siya­hi insanların taşındığı gemiler hakkında hiçbir yaz,, kitap okudunuz mu? Okuyun da hayvan, bile taşımaya kıyamadığınız şartlarda binlerce insan nasıl taşınmış görün ve belki de ağlayın.

 

 

Hareket edemeyecekleri, dik duramayacakları, ihtiyaçlarını oldukları yere gidermek zorunda kaldıkları, iki lokma ekmek ile havasız ortamda yaşamak zorunda bırakılan bu insanların bir kısmı içinden çıktıkları topluma ihanet ederek, beyaz adama yakınlaşıp, daha fazla haklara sahip olmaya çalışıyor ve bazen bunu başarıyordu. Bazısı her zaman dik duruyor ve türlü eziyetlere maruz kalmaya devam ediyordu. Bu durum 1960’ların sonlarına kadar, giderek azalan haksızlıklarla, resmi olarak sürdü. SİZ ONLARDAN DA DEĞİLSİNİZ, DEĞİL Mİ?
Bugün, düşüncelerde olmakla birlikte, RESMİYETTE bir ayrım söz konusu değildir. Hatta Amerikalılar’a siyahi bir insanı başkan da seçtirdiler. Ama gördüğünüz gibi dünya en çok bu siyahi başkan zamanında zulümlere maruz kaldı. Dışı siyah, içi renksiz bu insan zamanında…

 

 

Rengi farklı insanlara yapılan kötülüklerden başka, inancı farklı insanlara yapılan kötülükler de dünyayı ve insanlığı yaralamıştır ve yaralamaya devam etmektedir.

 

 

İslam alemi özellikle Devlet-i Aliyye tarih sahnesinde çekildiğinden beridir türlü zulümlere uğramaktadır. Cezayir, Libya, Mısır, Filistin, Irak, Suriye Azerbaycan, Bulgaristan, Bosna-Hersek, Keşmir, Doğu Türkistan ve ismini hatırlamadığım nice belde on yıllardır, türlü sebeplerden, “Çağdaş Batı Medeniyeti”nin acımasızlıklarına, kahsızlıklarına, müdahalelerine maruz kalmaktadır. Maalesef bu zulümler bu saydığım belde insanlarını; aç, evsiz, barksız,, bacaksız, annesiz, babasız, vatansız, ve topraksız bırakmaktadır. Siz, bu sıkıntıları çekmeyen ve SIRANIN KENDİSİNE HİÇ GELMEYECEĞİNİ SANARAK RAHAT VE HUZUR İÇİNDE YAŞAYAN KİTLE, sanıyor mu­sunuz ki hep böyle rahat yaşayıp gideceksiniz?

 

Hangi sebeple olursa olsun; dünyanın herhangi bir yerinde çaresiz, savunmasız, kötü durumda bırakılan, aç-açık kalan, kolayca öldürülebilen insanların gerek kendilerini savunmak adına, gerekse ken­dilerini savunmaktan öte, on yıllardır kendilerine ve dünyaya zarar verenlere karşı haksız, hukuksuz yollara başvurmaları o kadar da zor değildir. Bu yolda teröre de, hırsızlığa da, kan akıtmaya da, can feda etmeye de hazır binlerce insan bulabilirsiniz. Çaresiz, ezilmiş, sindirilmiş insan ve hatta canlı her şeyi yapabilir. Marifet her şeyi değil gerekli ve yeterli olanı yapabilmekte değil midir?

 

Maide Suresi Sekizinci Ayette Rabbimiz buyuruyor ki;

“Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutun, adaletle şahitlik eden kimseler olun. HERHANGİ BİR TOPLULUĞA DUYDUĞUNUZ KİN SİZİ ADALETSİZ DAVRANMAYA İTMESİN. Adaletli olun; bu, takvaya daha uy gündür. Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.”

 

Bütün haksızlığa uğrayan, yerinden yurdundan edilen, aç-açık bırakılan ve vurulan öldürülen insanlardan bir kısım olarak bu mücadelede bizi, bizleri düşman bilenlerden bir farkımız olacaktır ve olmalıdır. Adaletsizliğe, adaletsizlikle karşılık vermemek, kolay değildir ama zor da olsa, bizim vazifemizdir. Çünkü medeniyetimize, inancımıza yakışan budur. Haydi kalkın! Bugünden tezi yok, yaşanılır ve adaletin hâkim olacağı bir dünya için önce olanlara üzülelim, son­ra olanların bizim de başımıza gelebileceğini düşünelim, daha sonra mazlumların halinden anlayıp, zora düşmüşe yardım edelim, davra­nın mücadele edelim ama hep adalet çerçevesinde kalarak… SIRA SİZE GELMEYECEK Mİ SANIRSINIZ?

 


Kaynak: -Cins dergisinin Ocak 2017 – 16. sayısından alınmıştır..

http://haber228.com/wp-content/uploads/2017/01/SIRA.jpg
SIRA SİZE GELMEYECEK Mİ SANIRSINIZ


Bu Habere Yorum Yapmak İstermisiniz?