Nöbetçi Eczane

Bilecik'in merkez ve ilçelerinin güncel nöbetçi eczanelerine aşağıdan ulaşabilirsiniz.
Haber Tarihi: 17 Kasım 2016, Saat 11:19 1 Yorum

» TEMMUZ DİRENİŞİ’NİN İLK 11’İ – DERİN MİLLET MANİFESTOSU

TEMMUZ DİRENİŞİ’NİN İLK 11’İ – DERİN MİLLET MANİFESTOSU

Bu haberi sosyal medyada paylaş

FETÖ’nün TSK’nın içinde örgütlenerek 15 Temmuz gecesi gerçekleştirdiği hain darbe girişimi sonucu 248 vatansever şehit düştü. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısı üzerinde sokağa dökülen halk unutulmayacak bir kahramanlığa imza attı.


Geri dönmeye hazır olmak!

1

Tokat ya da bir başka derin Anadolu. Mühim değil. Çok görmek, çok yaşamak, çok çekmek. Eskiler iyi bilir, böyle bir cümle, hemen yanı başımızda. Hemen. Bir taburenin üzerinde uyuya kalmak sonra. Bir eliyle bayrağına sıkı sıkıya tutunan başörtülü bir teyze ve yanında kahverengi takkesiyle mütebessim yaşlı bir amca. Teyzeler ve amcalar. İyi ki varlar. Çok Mayıslar, Martlar, Eylüller, Şubatlar ve Nisanlar görmüşler belli ki. Şimdi her şey daha başka. Ölesiye yorgunlar, gözleri kapanıvermiş. Öyle uzun uzadıya, derin bir uyku değil ama, biraz dinlenip meydana geri dönmeye hazırlar. ‘Geri dönmeye hazır olmak’ uzun bir şiir gibi. Eskiler iyi bilir.


Poz değil, post verenler!

2

Metin Doğan 40 yaşında bir üniversite öğrencisi. Olması gereken yerde, olması gerektiği şekilde. Poz kesmiyor, post seriyor; “Gördüğüm manzara beni çok etkiledi. Birden fırladım. Askerin üzerine doğru giderken ‘Ben Türk askeriyim, siz kimin askerisiniz?’ diye bağırmaya başladım. Tank durdu ve ben bağırmayı sürdürdüm. Sağ tarafımda yerde ellerinde silahlarıyla duran, sol tarafımdan kamyonun içerisinde olan askerler vardı. Bağırmaya devam ettim. Sonra tank hareket etmeye başladı. Ben de tankın sağ paletinin altına yattım. Tam o sırada durdu. O ölüm anını yaşmak için bekledim. Çünkü beni sürekli uyarıyorlardı ve aksi takdirde ateş edeceklerini söylüyorlardı. Tüm hareketimin 5-10 dakika arasında gerçekleştiğini düşünüyorum. Eğer darbeciler başarıya ulaşacak olsalardı, ölmeyi ve o anı örmemeyi çok isterdim. O zaman kendimi mutlu hissedecektim. Tank üzerimden geçseydi 161 kişi gibi şehit olacaktım.”


Koltuk değneklerinden kanat yapmak!

3

Koltuk değnekleri, protez bacaklar ya da tekerlekli sandalye. Uzun bir yürüyüşe engel değil hiç biri. Öyle ya, yaklarını toprağına basamasan da vatan. Basanların hatrına!


Bayburt Bayburt olalı… Aziziye Savunması!

4

Eskimiş bir traktör kasası. İçi merhamet ve cesaret dolu. Türkiye’nin kalbine benziyor. Almışlar ellerine baltalarını, gâvura doğru sefere çıkıyorlar. Bayburt Bayburt olalı böyle bir direniş görmüş müdür bilinmez. Ama bir ülke neden yıkılmaz sorusunun tarih kitaplarına sığmayacak cevabı eskimiş bir traktör kasasına sığar belki. Nene Hatun hep 20 yaşında! Torunları da öyle!


Sivil Halk Kuvvetleri

5

Tankın üzerine çıkmış sivil halk kuvvetleri. Şiir gibi bir görüntü. Bu görüntünün şiir olmaklığı tankın ezip geçeceği değerlerle ilgili. O değerlere tutuna tutuna geldik buraya. Takriben 1000 yıldır bu mesele böyle. Tankın neyi ezeceğinin farkında halk. Aynı kuyuya beş kere düşülmez. Tankı durdurmayı başarmanın yolları da hep milletin ferasetine çıkar. Tanklar yürütüldüğünde, önce Amerika’nın sesi duyulur. Sonra çocuklarının. 90 yıllık kural. Temmuz Direnişi caizdir. Yerli ve millidir. Hiçbir şey değilse bile, paletlerin arasına sıkıştırılan o taşlar bizimdir!


Darbe ninnileri dinlemeden uyumak!

6

Çocuklar uyuyor. Uyusun çocuklar. Darbe ninnileri dinlemesinler. Çocuklar uyuyor, üzerleri vatanla, bayrakla, namusla örtülü. Soğuk kaldırımlarda güzel bir Türkiye rüyası görüyorlar. Anneleri, babaları, abileri, ablaları direnişte. Temmuz sıcak. Gökyüzü kan-kızıl. Çocuklar uyuyor. Uyusun çocuklar. Çünkü uyanıp sorarlarsa
eğer, gerçekten uzun hikâye. ‘Bizim askerlerimiz bize niye kurşun sıkıyorlar bizi sevmiyorlar mı’ sorusunun cevabını
anlamaları için biraz Eylül lazım, biraz Şubat ya da çokça Nisan. Ve şimdi Temmuz. Uğursuz ninnileri dinlemesinler. Uyusun çocuklar, nasılsa üzerleri bayrakla örtülü. Yani namus ve umutla.


Öfkemi tanı!

7

O elinde tuttuğun silahın sahibi geldi, gözlerimi asla kaçırmam gözlerinden, öfkemi tanı, namlunu bana çevirdiğin gün bunun hesabını en ağır şekilde soracağımı aklından çıkarma. Oturduğunuz kışla, giydiğiniz üniforma ve boğanınızdaki lokma milletindir. Söz milletindir. Sözümü kesme. Varlığınız, varlığını tehdit ettiğiniz milletin hatrınadır. Milletin sayesindedir bütün ulu ihtişamınız. Peygamber ocağına kurban veririz kınalı kuzularımızı. Emanet ederiz oğullarımızı. Benim canım zaten sana feda. Namlunu bana çevirme! O elinde tuttuğun silahın sahibi geldi, haddini bil general!


Makyajsız generallerin ve köpeklerin gecesi

8

Toplu hatıra fotoğrafı. Generaller gecesi. Omzu kalabalıklar merasimi. Tarihin önünde hesap verecek olanların makyajsız hatırası. Yurtta Sulh Konseyi. Acı bir hatıra. Eğer başarılı olsalardı, bol yıldızlı üniformaları, mağrur bakışları, parlak güneş gözlükleri ve çok makyajlı yarı-tanrı halleriyle meydana çıkacaklardı. Ama meydan onlardan önce davrandı. Boynuna kement atmaya çalıştıkları halk, o kementten bir hamleyle kurtularak yüzlerine doğru fırlattı bu aşağılık girişimlerini. Evet, kahramanca o uğursuz suratlarına geri fırlattılar. Şimdi yüzlerine  ükürebilirsiniz. Bu boş bakışları asla unutmayın. Bu boş bakışlar ‘hesap edilemeyen her şey’in simgesi çünkü.


Sahibinin sesi

9

Köpeklerin gecesinde yüksek sesle söylenen bir bildiri. Zavallılar orkestrası. Başından beri hükümsüz bir klişe sözler yumağı. Sarışın bir hanım, sıkıntılı yüz ifadesiyle stand-up tadındaki bu metni okuyor ekranda. Bunu okuyor olmaktan memnun olmadığı her halinden belli. Okuduğu gayet ilerici bir metin. -En azından Bağdat caddesinden öyle görünüyor- Hepinizi cezaevlerine doldurup üstünüzden silindir gibi geçeceğiz demiyor, işkencehaneler kurup
soyunuzu kurutacağız demiyor, ülkenin bütün kazanımlarını silah zoruyla yok edip halkın ekmeğine ortak olacağız demiyor, Türkiye’yi küresel köle haline getirip alnınıza kara bir leke çalacağız demiyor, Amerika’dan işareti aldık canınıza okuyacağız demiyor.

Ya ne diyor, adalet vadediyor, çağdaşlık, modernlik, iyilik, güzellik falan. Askeri darbe yaparak iradesini çalmaya kalktığı insanlara söylüyor bunları. Oysa sahibinin sesi yankılanıyor her vurgu ve cümlede. Ve ‘sahipsiz’ değil memleket!


Millet geldi, no tantana!

10

Bazen öyle olur. Millet dara düşer ve birinin yetişmesi gerekir. O biri herkestir. Kara çarşafı bir abla, sınıflar üstü ehliyetiyle herkes gibi yapar. Atlar kırmızı kamyonuna, doldurur kasasına al bayraklı gençleri ve yanına co-pilot olarak bir kadın arkadaşını da alarak revan olur yollara. Belki az önce kahve içiyorlardı birlikte ya da mutfakta bulaşıklarla falan uğraşıyorlardı, ama görev çıktı, o zaman şimdi meydana destek zamanı. Bazen öyle olur.

Başı dik ablanın, alnı açık, önemli bir şey yaptığının farkında bile değil, can taşıdığının bilincinde olduğunu gösteren dikkatli bir karşıya bakış ve elinde tuttuğu direksiyona mutlak bir hâkimiyet. Hâkimiyet milletindir. Millet geldi! Kırmızı kamyonlarına doluştular bir gece, meydanları doldurdular, Menderes’in idam edildiği geceye benzemesin diye bir daha hiçbir gece!


Darbe çok güzel gelsene!

11

O yavşak tebessüm. Ağlak vaizin eteğine tutunan robotik müritlerinin yüzlerine kondurduğu kapalı devre bir şifre. Herkes bilir ve tanır o tebessümü. Yavşaklara özgü bir sinsilikle sırıtır çünkü hepsi. Bu duvar yazısına bakarak sırıtabilirler artık. Zira 15 Temmuz’da teslim almayı umdukları ülkenin onurlu çocukları, bu ebedi mankurtlara pilavdan dönerken kırılan bütün kaşıkların hesabını sormaya yemin ettiler!


Kaynak: -Cins dergisinin Ağustos 2016 – 11. sayısından alınmıştır..



Bu Habere Yorum Yapmak İstermisiniz?

Sıralama:   En Yeniler | Eskiler | Beğenilenler

o günler unutulmayacaktır
15 temmuzdaki hain kalkışmayı yapanların, destek verenlerin, planlayanların ve içinde nokta kadar katkısı bulunanların Allah belalarını versin

wpDiscuz