Usta Neşet Ertaş türküleri

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Eşlik ve armoni anlayışını sazında çokça kullanan Neşet Ertaş’ın, icralarında ana ezgiyi önemseyerek eşliklere ve armonik seslere kurban etmeyen ve bunların ana ezgiyi örtmelerini engelleyen bir yaklaşımı vardır. Ana ezgi ile diğerleri arasında hassas bir denge yaratan Neşet Ertaş, bu şekilde tınıyı zenginleştirir, duyum kalitesini yükseltir.

 

Usta Neşet Ertaş türküleri üzerine, kendine özgü bir anlayış ve farklı yapılar içeren bir diğer olgu da karar/kadans ezgileridir. Melodik ve ritmik yapı gibi iki temel bileşenden oluşan karar ezgileri, Ertaş’ta farklı bir anlayış ortaya koymakla kalmaz, karar duygusuna da bambaşka anlamlar kazandırır. Sazın, sözün dinginleşerek adeta huzura kavuştuğu bu anlarda Neşet Ertaş, aynı kök yapı etrafında beliren kişisel karar/kadans anlayışını, kendi içerisinde melodik ve ritmik yönden çeşitlendirmenin yanında, eserin konusuna, duygusuna ve andaki ruh hâline göre bambaşka anlamlara büründürür. Ertaş, bu ezgileri kontrşan olarak da kullanır. Eserin söz bölümlerinin kimi yerlerinde kararda kalarak, kadans ezgileri ile sese eşlik eden Neşet Ertaş’ta, böylelikle özgün bir kontrşan düşüncesi ortaya çıkar.

 

Farklı oranlardaki koma seslere dayalı kullanımlar, çeşniler ve makamsal geçkiler; Neşet Ertaş’ın saz icrasının en özel ve önemli yanlarından olup müziğini zenginleştiren öğelerdendir. Duygusal yapısı ve hassas duyuşu nedeniyle sazında 40’ın üzerinde perde kullanan Ertaş, bu perdeler yardımıyla; kendine özgü bir anlayış geliştirmiş, bu anlayış içerisinde özgün ve farklı tatlar yaratmıştır. Bu ustalık ve anlayış içerisinde, Neşet Ertaş’ın hemen her bir eserinin iki, üç ya da daha fazla makam dizisi içerisinde seyrettiği görülür.

 

Söyleyeceklerini daima engin gönül ve hoş kelam içerisinde dile getiren Neşet Ertaş’ın vokal ifadesi de, aynı öz üzerine kuruludur. Bu nedenle diline gelenleri; kırmadan, incitmeden, ileri gitmeden söylemeye özen gösteren Ertaş’ın anlatımı; daima zarif ancak, bir o kadar da kararlılık doludur. Duygusallığı üç noktalarda kavrayan hassas yüreğinde, bu öz anlayış ve yaklaşım üzerine can bulan, Anadolu deyimiyle dokunaklı eserleri de kelimenin tam anlamıyla dinleyene bir anlatım ve dramatizasyon cümbüşü sunar.

 

 

Neşet Ertaş’ın vokal icra kalitesini etkileyen ve niteliğini belirleyen unsurlardan biri nüans kullanımıdır. Bunlardan biri; bir müzik eserinde bulunan sürelerin, okuma veya çalma sırasında kuvvetli-hafif, uzun-kısa, bağlı-bağsız vb. belirterek okuma anlamına gelen aksanlardır. Seslerin özel ifadesini ortaya çıkaran glisendo, portamento, legato gibi nüanslar, Ertaş’ın icralarında sıkça görülen temel yapı taşlarındandır. İki ya da daha fazla ses arasında yapılan kaydırmalı okuyuşlar, sesleri bağlı ve devamlı, hafif ve zarif okuma gibi birçok çeşidi olan bu elemanlar, Neşet Ertaş’ta bambaşka anlatımlarda karşımıza çıkar.

 

Ertaş, sesin gürlük derecelerini ortaya çıkaran nüansları da vokal icralarında çokça kullanır. Sesin gürlüğüne yönelik yapılan en hafifinden en kuvvetlisine kadar geniş bir yelpazedeki bu nüanslar, onun vokal anlatımındaki etkili unsurlardandır. Yumuşak okuma, ajitatif okuma (özellikle bozkakların dik bölümünde), son derece kuvvetli, güçlü ve etkili okuma vb. çeşitli biçimlerde beliren bu anlayış nedeniyle, Neşet Ertaş kimi zaman eserin bütününü ya da bir kısmını üst oktav ile asıl yeri arasında bölüştürerek okur.

 

Ertaş’ın gerek sazında, gerekse sesinde görülen anlatıma dair nüanslar da çok çeşitlidir. Onun duygusal yapısı ve sanatsal dehasından kaynaklanarak ortaya çıkan bu nüanslar, gittikçe çoğalarak, gittikçe azalarak, gittikçe yavaşlatılarak, anlaşılmayacak şekilde güçlendirerek, birden artırarak, gitgide kısarak, azalarak, gittikçe yok olarak, gittikçe sönükleşerek yapılan icranın yanında, duygusal atmosfere dair öğeler de taşır. Elemli, kederli, sıkıntılı, acılı feryatlar, inlemeler, sızlanmalar; sevgi dolu, aşk dolu, ateşli, coşkulu, âşıkane seslenişler; yakınmalar, denmeler, tatlı ve şakacı kıvılcımlarla; sevecen, içten, duygulu, etkili söyleyişler, neşeli, sevinçli, coşkulu, ince ve hoş, güçlü ve kararlı, ağır, bilgelik ve inanç dolu tavırlı söyleyişler onun geniş duygu profili ve kültürel-manevi evreniyle ilgili zenginliğin içtenlikli yansımaları olarak güçlü söyleyişinin alt yapısını oluştururlar.

 

Sesleri biçimlendirirken kullandığı glisendolar, portamentolar, legatolar, bağlı, devamlı, yavaş, ince okumalar da söyleyişini daha nitelikli duruma getirir. Seslerin gürlük derecelerine yönelik sergilediği kimi zaman yumuşak, kimi zaman ajitatif okumalar ile kuvvetli sesten zayıf sese, hafif sesten yüksek sese ani geçişler yanında, kimi zaman adeta sessizliğin sesi denilebilecek derecede ince ve hassas icralar da bu anlatım zenginliğinin parçalarıdır.

 

Neşet Ertaş’ın çok süslü ama ruh olarak çok yalın, içten, kaygısız bir biçimde ortaya çıkan ezgileri seslendirilişindeki yaklaşımı aynıdır. Sert senkopların üçlemeler ile yumuşatılması vb. bu olgunun örneklerindendir. Vokal icrada çok sık rastlanan, serbest düşünce ve esnek okuma anlayışından kaynaklı olarak yaptığı kendine özgü uygulamalar, onun icrasında tempoyu biçimlendiren öğelerdendir. Ertaş’ın bu anlayış kapsamında, aynı eserin icrası sırasında özellikle vokal bölümlerde, ana (değişmeyen) hız basamakları yanında, çeşitli ara hız (değişen) basamakları kullanarak çok ağır bir tempodan, canlı ve hızlıya kadar farklı bir ilerleyişe icra ettiği görülür. Genellikle ağırlaştırma, geciktirme, uzatma, genişletme, yavaşlatma olarak beliren ve metronom değerinin neredeyse yarı yarıya düştüğü bu anlayış, kendisine özgü özellikler içerir. Bu anlayışa benzer biçimde; ezgiyi hızlandırarak, çabuklaştırarak, gittikçe çoğaltarak, azaltarak, hafifleterek, kısarak, kaybolarak, sönükleşerek ya da duyulamayacak kadar azaltarak okuma anlayışları da Ertaş’ın severek kullandığı vokal nüanslardır.

 

Sözün anlamını vurgulayan ezgiler; bu ezgilerin, sözün içeriğini belirten nüanslarla zenginleştirilmesi de, Ertaş’ın vokal icrasının önemli parçalarındandır. Söz bölümleri arasında çalınan küçük saz parçacıkları üzerinde, vokalik hiç kesmeden uzatması, onun dışında hemen hiç bir icrada görülmeyen bir anlatım olarak sanatsal dehasını işaret eder. Öyle ki; bazen altta ara sazı çalarken, sesi bir sonraki söz bölümüne kadar uzatarak birleştirmesi sırasında, herhangi bir ton kayması vb. sorunların yaşanmaması, Neşet Ertaş’ın benzersiz ustalığının ürünüdür.

 

Neşet Ertaş’ın eserleri bitirişi de, genel anlayışın yanında kendincelik izleri taşır. Onun bitiriş anlayışı; birden ya da ağırlayarak olmak üzere iki biçimdedir. Ancak, Ertaş; birdenbire sonlandırma anlayışı içerisinde bile, oyun havaları da dahil olmak üzere, eserlerinin sonunda sert bitirişler yerine, genelde hafif bir ritardando (ağırlaştırma) ile bitirmeyi yeğlemektedir. Bu durum; tıpkı kurulu bir saat gibi işleyen icranın sonunda adeta hızını almış bir aracın yavaşlayarak durabilmesi gibidir.

 

Belirgin ritardando bitirişler için de durum benzerdir. Ağırlama; yavaş olabildiği gibi, daha geniş ve yayvan bir biçimde de görülebilir. Ertaş’ın söz ile bitirmenin yanında zaman zaman kısa saz ezgileri ile bitiş yaptığı da görülür. Bu ezgi parçacığı, çaldığı eserin son kısmı olabildiği gibi, söz bölümünün son ezgisinde yakaladığı bir perdede yaptığı uzun kalışlar sonrası karara varmak şeklinde de olabilir. Ertaş’ın, kimi zaman da esere doymayıp sondaki saz ve nakarat bölümlerini bir ya da birkaç kez daha tekrarlayarak okuduğu ve bunu bir tarza dönüştürdüğü de görülür.

 

Gerek bireysel yaratı, gerekse yorumculukta sınır tanımayan Neşet Ertaş’ın bu özgür doğası içerisinde samimiyetle bağlı kaldığı yegâne unsur; sanatın saygınlığı, binlerce yıldır akıp gelen aşiret geleneği ve bu sanatın ustalarının ortaya koyduğu inanç ve yürek dolu gönül yoluna yakışır olabilme isteğidir. Zira gururdan arınmış, alçak gönüllü kişiliği ile özde yapmak istediği; Hak’tan aldığını en doğru, gerçek ve ari biçimiyle halka aktarmak, böylelikle Hakk’a lâyık olabilmektir.

 

Cumhurbaşkanından sıradan vatandaşına, sağcısından solcusuna, dinli, dinsiz, ateist, Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Ermeni, Rum, Yahudi vd. demeden, ülke insanının gönlünde yer etmiş; toprağa verildiği günkü veda töreninde tıpkı bir bayrak gibi herkesin altında toplanıp tek yürek olduğu, sanatı ve eserleri ile ulaşması zor bir zirve olmuş; insanlığa, dünya durdukça duracak eserler kazandırmış Ertaş’ın örnek kişiliği ve sanatı ile müzikçilere verdiği tarihsel ders anlamlıdır. Bu ders, bir yönüyle neredeyse yüzyıla yakın süredir ülkemizde sürüp giden müziğin niteliğine dair tartışmalara yönelik Anadolu toprağının ve geleneğin en etkili yanıtıdır. Ertaş’ın; müziğin ve müzisyenin temel niteliklerinin ne olduğu, müzik yaratıcılarının hangi anlayışla, nasıl davranması gerektiği konusunda ortaya koyduğu tavırdan anladığımız; müzisyen her şeyden önce iyi insan olmalı, insancıl düşünüp tıpkı toprak gibi alçak gönüllülük içinde buna uygun davranmalıdır. Yüreği kin, nefret, gurur ve kötülükten arınmış, paylaşımcı, sevgi, saygı ve hoşgörülü olmalıdır. Bütün insanlığa ayrımsız bakmalı ve asla kimlikler üzerinden sanat yapmamalı, gelişime, bilgiye açık olmalı, sağlam bir inanç, aşk ve tutku ile bu ideal ölçütlere bağlı kalmalıdır. Bu bakımdan yapılan müzik de öncelikle yukarıda sayılan ilkelerden kaynaklı can bularak tüm insanlığı sevgi, saygı, hoşgörü ve şefkatle kucaklayan pırıl pırıl bir öze sahip, gösterişten uzak olmalıdır. Bu özelliklere sahip bir müzisyen ve müzik anlayışı ancak kalıcı olup dünya durdukça duracak bir niteliğe kavuşabilir.

 

Kırşehirli Neşet Ertaş  ve benzeri ustaların, ozanların ortaya koydukları bu somut gerçekliğe rağmen neredeyse yüzyıla yakın bir süredir gözlemlenen; günden güne değer yargıları ve insancıl özden uzaklaşılmış toplumsal yaşama paralel bir biçimde, müziğin de dönemsel moda akımlar olmaktan ileri gitmediği, gerçekte yaşamsal özünü ve toplumsal tabanını kaybetmiş müzik türlerinin, anlayışların ve müzik insanlarının çeşitli kurumlar ya da kesimler aracılığıyla pırıltılı söylemler ve gerçek dışı yapay anlamlar yüklenilerek yaşatılmaya çalışıldığıdır.

Usta Neşet Ertaş türküleri