» Erdoğan Tan: Parti Yöneticiliği Çocuk Oyuncağı Değildir.

chp-bilecik-il-baskani-sinasi-cetinkaya-6898078_x_oCHP İl Başkanı Şinasi Çetinkaya istifa etti ancak bu istifa Genel Merkez tarafından kabul görülmedi.
Çetinkaya’nın istifası sonrası, İl Yönetimi tarafından başkanlık için ismi Genel Merkeze gönderilen Erdoğan Tan, dün bir basın açıklaması yayınladı. Şinasi Çetinkaya’nın kendi isteğiyle istifa ettiğini ve dilekçesinin CHP Genel Merkezine teslim edildiğini belirten Tan, bu istifa ile Çetinkaya’nın Başkanlığının ve Yönetim Kurulu üyeliğinin düştüğünü ifade etti.

Parti Genel Merkezi’nin Çetinkaya’nın istifasını kabul etmediği yönündeki iddiaların kulaktan dolma ve dedikodu mahiyetinde iddialar olduğunu belirten Erdoğan Tan, Parti İl Başkanlığına bu tip iddialarla yön vermeye çalışmanın ahlak sınırı içinde bir davranış olmadığını söyledi. Çetinkaya’yı istifasından 4 gün sonra vazgeçerek kabul edilmemesi için çırpınmakla ve partilileri buna aracı yapmakla suçlayan Tan, açıklamasında “Olayı olağanüstü bir durum varmış gibi farklı boyutlara taşımaya çalışan Çetinkaya parti yöneticiliğinin çocuk oyuncağı olmadığını anlayacak yaşta ve bilinçtedir” ifadesine yer verdi.

Erdoğan Tan, basın bildirisine Şinasi Çetinkaya’nın istifa dilekçesini ve İl Yönetim Kurulu’nun ilgili kararını eklerken, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Basında CHP Bilecik il başkanlığı ile ilgili haber üzerine açıklama yapma gereği görülmüştür. Duruma açıklık getirilmesi gereken olay aynen şöyle gerçekleşmiştir:

06.08.2015 perşembe günü CHP’li Başkanının daveti üzerine Yönetim Kurulu toplantısı yapılmış, toplantıda Şinasi bey özel sebeplerinden dolayı mazereti olduğunu ve başkanlıktan istifa ettiğini belirten dilekçeyi yazmış imzalamış ve Yönetim Kurulu’na sunmuştur.

Bunun üzerine Yönetim Kurulu boşalan başkanlık görevine CHP Bilecik İdari ve Mali İşlerden Sorumlu İl Başkan Yardımcısı Erdoğan Tan’ı öneren bir kararı toplantıya katılanların oy birliği ile almış, karar ertesi günü merkeze fakslanmıştır. Ekte yer alan Yönetim Kurulu kararı incelenirse kararın partimize yakışır demokratik bir süreçte ve hiçbir şahsa yönelik herhangi bir baskı olmaksızın alındığı görülecektir.

tan

10 Ağustos 2015 Pazartesi günü dilekçe ve kararın aslı CHP Genel Merkezi’ne götürülüp teslim edilmiştir.

Şinasi bey ise aynı günün akşamı Yönetim Kurulu’na istifasından vazgeçtiğini ve yeniden Yönetim Kurulu toplantısı istediğini belirtmiştir. Örgütten sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Sayın Tekin Bingöl’ün “Ben bu dilekçeyi kabul etmiyorum, görevine devam et” dediği yerel medyada dile getirilmiş bir iddia niteliği taşımaktadır. Zira, bu hususta genel merkezden gelen resmi bir yazı ya da açıklama bulunmamaktadır. Buna benzer iddiaların aksi ispatlanmadıkça kulaktan dolma iddialar olarak kalacağı bilinmelidir. Büyük bir partinin il başkanlığına, dedikodu mahiyetindeki iddialarla yön vermeye çalışmak en hafif tabiriyle ahlak sınırları içinde kalan bir davranış türü değildir.

İstifa tek taraflı bir irade beyanıdır ve eski İl Başkanımız kendi isteği ile ve herhangi bir baskı olmaksızın bu kararı uygulamaya koymuştur. Bu istifa ile Sayın Çetinkaya Başkanlık görevinden ve Yönetim Kurulu üyeliğinden düşmüştür.

Yapılan işlem CHP parti tüzüğünün 42. maddesinin C bendinin uygulanmasından ibarettir. Usulsüz ve hukuksuz bir durum söz konusu değildir.

İstifasından 4 gün sonra vazgeçerek dilekçesinin Genel Merkezce kabul edilmemesi için çırpınan, bir çok partiliyi ise buna aracı yapan, olayı olağanüstü bir durum varmış gibi farklı boyutlara taşımaya çalışan Çetinkaya parti yöneticiliğinin çocuk oyuncağı olmadığını anlayacak yaşta ve bilinçtedir. Gerek basın nezdinde gerekse parti içinde koparılmak istenen yaygaranın asıl amacının ne olduğu konusu iddiaları gündeme getiren kaynaklara sorulmalıdır.

Türkiye’nin 7 Haziran seçimlerinden sonraki durumu hepimizin bilgisi dahilindedir. Koalisyon görüşmeleri ve olası erken seçim hazırlıkları ile yoğun mesai harcayan Genel Başkanımız ve yardımcılarını böylesi sıradan ve basit meselelerle meşgul etmeye çalışmak abesle iştigalden başka bir şey değildir. Yazılı beyanından 4 gün sonra sözlü olarak akılları bulandırmak genel seçimlerde ilimizden bir vekil çıkartmış olan Cumhuriyet Halk Partisi’nin eski il başkanına yakışmamıştır. Bu kendisinden beklenen bir davranış türü değildir.

Basında gereksiz tartışma ve yorumlara sebebiyet vermek istemem. Önerilen İl başkanı olarak benim adım geçtiği için açıklamayı da ben yapıyorum.

Ancak bilinmelidir ki, makam olmaksızın da bu partiye hizmet etmek onurdur. Bunun bir bayrak yarışı olduğu ve makamların geçici, Atatürk’ün emaneti partimize ve Türkiye’mize hizmet aşkımızın kalıcı olduğu bilinmelidir. Yıllardır parti olarak daha güzel bir Türkiye için sarf ettiğimiz çabadan asla vazgeçmeyeceğimizi, bu gereksiz tartışmaları çıkararak ya da bunlarda rant ümit ederek ellerini ovuşturan bazı kesimlerin bilmesi gerektiğinin bir kez daha altını çiziyoruz.

Yeri gelmişken, boşalan il başkanlığı görevine beni önererek onurlandıran Yönetim Kurulu üyelerimize tekrar büyük bir teşekkürü borç bilirim.

Bilinmelidir ki il başkanının kim olduğunun hiçbir önemi yoktur. Şinasi bey istifa etmeseydi zaten yine bu göreve kendisi devam edecekti. İstifa sürecinin gerçekleşmesinin ardından Genel merkezden gelecek karar doğrultusunda partimize yakışır bir isim elbette görevlendirilecektir. Partimizin ya da İl Başkanlığınızın başsız kalacağı ümidini yaymaya çalışanlar ve partimizin gereksiz tartışma sürecine sokulmasını isteyenler hem emellerine ulaşamayacak hem de kamuoyu ve parti vicdanında hak ettikleri yeri bulacaklardır.

Parti kurullarımız çalışmalarına devam etmektedir ve edecektir. Durum kişilerden öte hukuki bir boyut kazanmıştır ancak çözümsüz de değildir.

Parti olarak İl, ilçe ve belde teşkilatlarımızla ve tüm partililerimizle birlikte bu ülkeye hizmet etmekten başka bir düşüncemiz yoktur.

Olağan kongre sürecinde yürütülecek çalışmalarımızın da şimdiden tüm partililerimize ve ilimize hayırlı olmasını diliyorum. Halkımıza saygılarımızla.”