» KAZIM KARABEKİR’İN “TİMSAL’İ”

Geçtiğimiz günlerde düzenlenen etkinlikte Milli Mücadele’nin en büyük komutanlarından olan Kazım Karabekir’in kızı Timsal Karabekir hanımefendi Bilecik’te rüzgar gibi esti. Bugün size anlatacaklarım hem konferansta hocamızın ve Timsal Hanımın birebir kendi sözcükleriyle  aldığım notlardan ve izlenimlerinden düzenledim. Katılımın çoğunluğunu üniversite öğrencileri ve üniversite hocaları sağladı. İlk olarak söylemek isterim ki, progmanın başında konuşmasını gerçekleştiren Taner Bilgin hocamız da  anlamlı bir konuşma yaptı. Yine aynı şekilde Kazım Karabekir’in hayatından bahsetti. Kazım Karabekir’i ‘Doğu Fatih’i’ olarak nitelendirdi. Dediği gibi Kazım Karabekir bir doğu fatihidir. Rus ve Ermeni istilasında doğu’yu askeri dehası ve çevikli ile iki sefer kurtarmıştır.Daha lise ikinci sınıfında kırk yıldır düşman işgalinde olan Kars’ı almaya kafasına koymuştur.  Mustafa Kemal Atatürk’e Milli Mücadelenin doğudan başlamasını dile getirmiş ve başarılı olmuştur. Kazım Karabekir daha çocuk yaşta vatan sevgisini öğrenmiş ve bunun aşkıyla yanıp tutuşmuş bir atamızdır.Babası da aynı zamanda bir paşadır.

Kazım Karabekir ve Mustafa Kemal Atatürk’ün sık sık ilişkilerinden de bahsedilmiştir. Mondros Ateşkesinden sonra orduların ve techizatın dağıtılması istendiğinde ordusu ve silahları ve bir tane arabayla Mustafa Kemal’in Erzurumdaki köşküne gelip ‘Ben ve ordum emrinizdeyiz paşam der.’ Ama bu sırada Mustafa Kemal, Kazım Karabekir’in konuşmasından önce  tutuklamaya geldiğini düşünmektedir. Bu cevap karşısında Mustafa Kemal çok duygulanır.  Yine Mustafa Kemal’in Letafet Hanımla evlendiği zaman nikah şahitidir.( İsmet İnönü ile beraber)

Bu arada size Timsal Hanımdan bahsetmek istiyorum. Kendisi tam bir Cumhuriyet kadını… Duruşuyla, konuşmasıyla, tavrıyla ve hatta bakışlarıyla.. İnsan da mutlak bir etki bırakıyor. Kazım Karabekir’i onun ağzından dinlemek büyük şans. Babası kendisini temsil etsin diye ona Timsal adını vermiş.

Kazım Karabekir’in gençliğine de değinmeden geçmek istemiyorum. İlk önceleri mahalle mektebine giden orada istediğini alamayıp Kuleli Askeri İdadisininde öğrenim gördü. Oradan Harbiye Mektebini bitirdi ve 1905’te Erkan-ı Harbiyeden mezun oldu. (Yüzbaşı rütbesiyle) Bu arada İsmet İnönü ile de sınıf arkadaşıdır. Büyük dostluğun temlelleri o günlere dayanmaktadır. Yalnız önemli bir olay daha olmuş.  Okulu birincilikle bitirmiş. (Altın maarif madalyası almış.) Bu madalyayı alan okulunda öğretmenlik yapabiliyor o dönem için. Bir dönem Kazım Karabekir öğretmenlik yapıyor. Ancak onun istediği Anadoluya gitmek ve harekata katılmak. Ve oradan ayrılıp orduya geri döner. Çok sevdiği askerlik mesleğini yapabilmek için… 31 mart olayında, Kutül Amare de, Irak cephesinde, Milli kongre zamanlarında, Milli mücadele döneminde, Büyük Taaruzda, TBMM açılmasında ve Cumhuriyetin ilanından sonra da her zaman silah arkadaşı Mustafa Kemal ile sırt sırta mücadele vermişlerdir. Sadece ikisi değil Anadolu’nun beşi bir yerdesi olarak tarif edilen; Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü, Kazım Karabekir, Rauf Orbay, Refet Bele ve aziz şehitlerimizdir.

Kazım Karabekir Mondros için ise şöyle düşünmekteydi. Mondros anlaşmasının imzalanması düşmana gel al vatanımızı elimizden demekti. Bu dönem Taksim Meydanında yaptığı konuşması ile Halide Edip için ise her yüreğe bir kor bir ateş düşürdü,  diyor. Ayrıca Ermeni zulmünün kanıtlarını İstanbula göndermiş ama basılmadığını da ifade ediyor. Ermeni zulmü için ise; Allah benim gördüklerimi bu dünyada hiçbir göze göstermesin diye dua ediyor. Bu sırada Timsal Hanımın anlattıkları hepimizi derinden etkiledi ve üzdü. Yakın tarihimizde yaşadığımız bu zulmü umarım bir daha hiçbir insanımız yaşamaz…

Ve son olarak Kazım Karabekir ile ilgili eklemek istediklerim şunlardır. Kendisi her zaman Türk milletini sevmiş saymış korumuştur. Hatta öyle ki savaştan sonra annesiz babasız kalmış yetimleri de gözetmiştir. Bu yüzden kendisine Yetimlerin Babası da denilmiştir. Çocukların dili, dini, ırkı, olmaz. Sadece Türk çocukları değil gayrimüslüm çocuklarını da korumuştur. Onlar için bir yetimhane kurmuştur. O zaman tam 6000 çocuğa yuva vermiştir. Gayrimüslüm çocuklar için de Trabzonda bulunan yetimhaneye yerleştirmiştir. Nedeni ise yeni savaştan çıkan ülkenin evlatları kin beslemesin diyedir.  Savaşlar çok zalim çetin dönemlerdir. Belkide savaşın en masumları çocuklardır. Yetim kalan çocuklara kurslar verilmiş. Her yavrunun koluna bir altın bilezik takmıştır.  Kazım Karabekir çocuk yetiştirmede (5*S) politikası gütmüştür. Bunlar ;

selabetli olmak(iman dolu olması), sağlam olmak, samimi olmak, sadık olmak ve sabırlı olmaktır.

Bizler bugün o vatanın torunlarıyız. Onların hayatları bize ibret olmalı. Ders almalıyız.  Kazım Karabekir ve silah arkadaşlarının ruhları şad olsun…


HAZEL YAMAÇ’IN DİĞER KÖŞE YAZILARI:

0 0 Oy
Yazıyı Değerlendirirmisiniz?
2 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları göster
bilecikli
3 ay önce

karabekir tutuklasa mustafa kemal atatürk olamasdı
Allah rahmet eylesin her ikisinede

Selime Güneş
2 ay önce

Ah be güzel kızım Bedriye teyzen çok okumuş saygılar ama sen belı kı azıçık bu bizim tarıhten de okusaydın bulgar göçmeni ďeğil bulgaristan göçmeni bu sözün beni çok üzdü 😥